Bir Demet Nergis
Her yıkıntı onarılabilir, doğanın yıkıntısı asla…  

Bir Martının Kanadında Sevdim Okumayı…
 
Bir Martının Kanadında Sevdim Okumayı…
 
Kitaplarım her zaman benim için çok değerli olmuştur. Sahip olduğum her şeyi gözümü kırpmadan herkesle paylaşırım ama ne zaman bir dost kitabımı istese geri verene kadar uykularım kaçar. “Ya getirmezse, ya isteyemezsem” diye yerim bitiririm kendimi.
 
Evlendiğimde de yeni evime yeni hayatıma getirdiğim en değerli çeyizim kitaplarımdı. Yeni kurduğumuz yuvamızın mütevazı kütüphanesine gururla dizmiştim her birini. Üstelik şimdi ikimizi de güldüren bir gizli rekabetle içimizden “benim kitaplarım daha çok” demiştik. Uzun süre senin kitapların benim kitaplarım oldu aramızda… Sonra aile olmayı öğrendik, bizim kitaplarımız oldu hepsi.
 
Yıllar geçtikçe bizim kitaplarımız bizim çocuklarımızın en büyük eğlencesi oldu. Önceleri, Richard Bach’ın “Martı” sı, -ki hayatımda çok önemli bir yeri vardır bu kitabın - bir uçak olup uçtu burnumun dibinden; bir gün Adolf Hitlerin “Kavgam” kitabının sayfaları renk renk çiçeklerle süslendi minik sanatçılarımız tarafından. Öfke, kin ve korkunç bir zekanın kan gölüne çevirdiği dünyaya nispet edercesine renklendi sayfalar.
 
Gözümden sakındığım kitaplar, çocuklarımın minik dünyalarının gemileri, çiçek bahçeleri, arkadaşları oldular. Evet, biz 3 yaşındaki çocuğa kitaplara zarar verilmeyeceğini öğretemedik henüz, ama kitapları sevmeyi öğrettik ne mutlu bize. Kitapları sevmenin onları raflarında seyretmek olmadığını, hayatlarına renk katan bir değer olduğunu öğrendiler. Artık gözümün içine bakarak boylarının yetişebildiği raflardan bir kitap çekmelerine, beni kızdırmak için kitap ellerinde kahkahalar atarak kaçmalarına aldırmıyorum. Hatta bu kovalamaca oyunu bizim ayrı eğlencemiz oluyor. Yakalıyorum, yuvarlanıyoruz. Sıkıştırıp öpüyorum, kokluyorum onları ve kitaplarımızın ne kadar değerli olduğunu anlatıyorum, en azından bir dahaki kütüphane soygunlarına kadar anlıyor gibi yapıp benimle yerleştiriyorlar yerlerine.
 
Ama ben artık kitapları daha çok seviyorum. Son birkaç yıldır çocuklarımı büyütmek beni o kadar meşgul ediyor ki, bir soluk da okuyup bitirdiğim kitaplarımı özlüyorum. Ama meleklerim uykuya dalıp da benim kendime zaman ayırmam mümkün olduğunda beşinci sayfadan sonrasını hatırlayamıyorum.
 
Ne güzeldir okumak. Okudukça biriktirirsin, başka hayatları, başka ruh hallerini. İçindeki bilinmeyene yolculuk edersin. Tanımadığın sen’le tanışırsın. Tanıdığın sen’i daha iyi anlarsın.
 
Sınırlarını görürsün, öğrenirsin. Kelimeler birikir dağarcığında. Sırtında bir kelime dolu çuvallın olur. Ara da dökersin o çuvalı önüne, alırsın o kelimeleri anlatırsın derdini, kendini, sevgini. Siyaset yaparsın, savaş çıkarırsın, her şeyi bozarsın ya da her şeyi çözersin. O kadar etkilidir yani kelimeler. Nasıl istersen öyle kullanırsın.
 
Her zaman söyleyecek güzel kelimeleriniz olsun.
 
 

 


Ekleyen Serap Güngören ARI
Tarih 4.11.2016 00:29:10
Yazdır Yazdır
Okunma 745
Eklenen Yorumlar 
  • Diğer Başlıklar
  • AŞKIN RENGİ ‘’KIRMIZI’’
  • ALDIRMAZLIĞIMIZ
  • Bir şarkı dinlerken...
  • Bir serum şişesine bağlı hayat
  • SANAL YALNIZLIK
  • Kalp içeri ye, Akıl dışarı ya kürek çeker…
  • SİNEMA’nın ALTIN ÇAĞI
  • Yalnızlığı sevdiğim anlar…
  • Sinema’nın babaları
  • CUMHURİYET MEŞALESİ
  • Son : 10 Gösteriliyor | Devamı ->

     

           

    Bu websitesi 1360x768 pixel'de en iyi görüntüyü vermektedir. http://www.birdemetnergis.com/ ® 2013. Tüm Hakkı Saklıdır.      Site İçeriği İzin Almadan Kullanılamaz.   Tasarım: Linear Yazılım