Her yıkıntı onarılabilir, doğanın yıkıntısı asla…  

ÇOBAN RESSAM
 
   (Efece Haber) - Sevgili okurlarım, Bu yazımda sizlere; yaşayan değerli Türk ressamlarımızdan sevgili Çoban Ressam Süleyman Şahin'i anlatırken;  insanların doğuştan itibaren içlerinden  gelen sesin peşlerinden gitmelerini ve bunun bir yetenek oldugunu farkettiklerinde ise; o yolda gittiklerinde her zorluğa rağmen ulaştıkları  sonsuz mutluluktan  bahsedeceğim. 
       Süleyman Şahin, 1949 yılında Sivrihisar'ın Günyüzü nahiyesine bağlı Beyyayla köyünde doğmuş, ilkokul 4.sınıfa kadar burada okumuş, okurken de çobanlık yaparak ailesine yardımcı olmuştur. Ailesinin ekonomik nedenlerden ötürü Ankara'ya göç etmesi ile şehir hayatının zorlukları, onu ilkokuldan sonra inşaatlarda çalışmak zorunda bırakmıştır. İnşaatlarda boyacılık yaparken çocukluğunda çobanken yaptığı resim çalışmalarını geliştirip renkleri ve boyaları daha yakından tanımış ve birden içindeki resim aşkını farkedip kendi deyimiyle bir karara varmıştır; "Ya ressam olacağım ya da boyacı olarak kalacağım". 
 
 
       Süleyman Şahin içindeki bu resim aşkıyla sokaklarda resimler yapıp satmaya başlamış. Zamanın başbakanı İsmet Inönü'nün  bir tesadüf eseri eserlerini satın almasıyla ünlenmiş ve adı "Çoban Ressam" olarak anılmaya başlamışır. Bir söyleşisinde; rahmetli Ecevit ile de tanıştığını,  kendisine bir resim hediye etmek istedigini, ancak Ecevit'in  "olur mu hiç öyle şey,   Sanatçıdan hediye alınmaz resim satın alınır"dedigini ve dört eserini satın aldığını anlatmıştır. Bir toplumun yükselebilmesi için sanatına ve sanatçısına devlet tarafından sahip çıkılmasının önemini anlatan söyleşilerinde; devletlerin sanata ve sanatçıya verdiği değerin, çok önemli olduğunu,  bu olduğunda o devlette yaşayan insanların  sanatla;  birarada refah ve mutluluk içerisinde yaşayacaklarına işaret etmiştir.  
      Çoban Ressam Süleyman Şahin,  resim yaparken çeşitli batılı ressamların hayatlarını, eserlerini ve  yaptıkları resimlerini de büyük bir merakla incelemiş ve sonunda onların yaşadığı yerlere gidip oraları görmeye karar vermiş ve birgün bütün resim malzemelerini satıp Paris'e gitmeye karar vermiştir.
       Paris.!!!
       Sanatçıda  bir dönüm noktası olan ya da kübizm, empresyonizm, gerçekçilik gibi çeşitli akımlarla tanışmasına da vesile olan Paris yıllarında,  batılı ressamların soluduğu yerlerde olmaktan büyük haz almış,  Bonart'ta sokaklarda resim yapıp satmış, Vincent Van Gogh'un mezarının başında resimler yapmış, Paris'te,  hem de ailesinin geçimini de sağlayarak  yaşayıp da,  sadece resim satarak geçinmenin zorluklarını, batılı meslekdaşlarının çektiği acıları kederleri ve resmin, ressam olmanın zorluklarını bir kez daha kavramış ve 4 yıl kaldığı Paris'ten Van Gogh'a mezarının başında verdiği sözle  geri dönmüştür; "Ressamların hakkını hep koruyacağım ve ömrümün sonuna kadar ressamlara değer verilmesi için mücadele edeceğim".  
 
 
       Ülkesine döndükten sonra yurdun her yerini gezmiş, doğada gördüğü  her yeri  resmetmiş, resim yapmak icin gittiği çeşitli şehirlerde Paris'te  gördüğü Ressamlar Sokağı'nı kurmuştur. Bir sokakta resim yapan ressamlar görürseniz bilin ki; Çoban Ressam öncülüğünde oluşmuştur o sanat sokakları.  UNESCO'ya müracaat ederek 27 Şubat'ın "Dünya Ressamlar Günü" olmasını sağlamıştır. Bütün ressamların değerinin öldükten sonra anlaşıldığına dikkat çekerek, ressamlara  ölmeden değer verilmesi için çabalamıştır.  Aç kalırım tok kalırım gibi düşüncelerle yola çıkılamayacağını, resim yapılacaksa hiç bir hesap kitapla ressam olunamayacağını, ancak içten gelen duygular ve azimle başarıya ulaşılacağını anlatan Çoban Ressam, genç ressamlara; "ressamca yaşayacaksın, aç kalacaksın, resim yapacaksın, şimdiki gençler resim  ögretmeni olsam tamam diyor, resim öğretmeni başka ressam olmak başka,  " diyerek bu yolda resme başkoymuş ressamların mesleğin gereği ekonomik zorluklarını ve bir ressamın veya sanatçının  mutlaka devlet destekli bir sanatçı olması gerektiğini,  ancak devletin kurum ve kuruluşlarının resim almadığı müddetçe sanatların da bir gün biteceğini  vurgulamıştır. "Toplum sanatsız olmaz, sanatçı olmazsa toplum da olmaz" diyerek batılı toplumların sanatçılarına sahip çıktıklarını, batı ülkelerinin sanatları ve sanatçılarına verdiği değerle yükselişlerinden  bahsetmiştir.   
       Sanat hayatına Ankara'da devam eden sanatçının, sanat hayatı boyunca yaptığı onikibinden fazla eseri bulunmaktadır. 150'den fazla kisisel sergi açmış olan sanatçının,  çeşitli devlet kurum ve kuruluşlarında,  çeşitli koleksiyonerlerde ve sanatseverlerde yaşayan eserlerinde; zaman zaman farklı konularda eserlerine  rastlasak da,  fırçasındaki naif dokunuşlarda;  köye olan özlemini, bir otağın altındaki o göçebe hayatını, üzüm bağlarını, bağ bozumlarını, tarlalarda pamuk toplayan, ekin eken,  tarla süren köylü kadınlarını,  kuzularını, çoban köpeklerini  gördüğümüz resimleri O'nun adeta başyapıtlarıdır.
       Çoban Ressam bir röportajında; "Ben bir Resim İşçisiyim, resim hammalıyım, 60 yıldır resim yapıyorum, yorgunum, tüm ömrümü  sanata verdim,  çok çileler çektim, sanat bana dürüst olmayı, paylaşmayı,  hoşgörülü, merhametli ve insan olmayı, insanları ayırd etmeden sevmeyi öğretti. Sanattan bir mal mülk beklemedim, benim servetim eserlerimdir, hayatımın hiçbir anında  resim yapmaktan asla vazgeçmedim ve bir Türk Ressamı  olmaktan gurur duyuyorum" ifadelerinde bulunmuştur. 
       Sevgili okurlarım, sanat; öğrenilebilir bir olgudur. Bu öğrenilen sanat;  bir hobi olabilir, bir merak olabilir, bir ilgi olabilir, bir meslek olabilir. Ancak, bir sanatla doğan, yetenek olarak ifade ettiğimiz ve doğuştan olan bu yeteneğinin farkına varıp da yüreğinin sesini dinleyip;   bütün zorluklara rağmen,  hayatını buna adamış sanatçıları burada bir kez daha takdir ediyor ve çocukluktan başlayarak, bu yeteneklerin  desteklenmesi için  sadece devletin değil;  vakıfların, sanat faaliyetlerinde bulunan  kurumların,  çeşitli sanatsever ve hayırseverlerin de ilgilenmelerinin  faydalarını mutlaka göreceğimizi ifade etmek istiyorum. 
       Sevgili Çoban Ressamımız Süleyman Şahin'e Bir Demet Nergis olarak, Sanat hayatında başarılarının  devamını diliyorum.. 
       Resimleriyle, resmettikleriyle,  içindeki o resim heyecanını hiç eksilmeden yaşayan; yarım kalmış resimlerini bir an evvel yapmak için,  sabahın köründe kalkıp da, arkası resim dolu o beyaz minibüsüne binip, atölyesinin yolunu tutan ve şövalesinin başına oturup resme devam ettiği halini gözlemleyen, şanslı bir "Çobansever"  ressam dostu olarak da tüm dostları adına,  kendisine buradan sevgilerimi iletiyorum. 
 
 
 

 


Ekleyen Bir Demet Nergis
Tarih 5.7.2018 21:36:35
Yazdır Yazdır
Okunma 367
Eklenen Yorumlar 
  • Diğer Başlıklar
  • PRİZMA’da BEN/SEN/O&BİZLER
  • ALİ DÜZGÜN "Kentsel Dönüşüm"dedi
  • ’İSTANBUL’dan Düşler ve Renkler’’ MARDİN’de
  • SAKARYA ZAFERİ Çalıştay ve Sergisi
  • 24. Uluslararası Değirmendere Ahşap Heykel sempozyumu başladı
  • Serdar Okan’ın GÖKKUBBE Resim Sergisi
  • İSTİKLAL’de BARIŞ YOLU
  • J. Sorolla modaya imzasını attı
  • ANTALYA KEPEZ KİTAP FUARI
  • OKAN BAYÜLGEN SANATA SOYUNDU
  • Son : 10 Gösteriliyor | Devamı ->

     

           

    Bu websitesi 1360x768 pixel'de en iyi görüntüyü vermektedir. http://www.birdemetnergis.com/ ® 2013. Tüm Hakkı Saklıdır.      Site İçeriği İzin Almadan Kullanılamaz.   Tasarım: Linear Yazılım